SAKLA SÜMMANİYİ GÜHER TAŞ GİBİ

 

AVCI SİGORTA

SAKARYA ACENTESİ

SAKLA SÜMMANİYİ GÜHER TAŞ GİBİ
ALTIN TAS'DA OD GÖRMEMİŞ AŞ GİBİ
HATEM YÜZÜK PARMAĞIMDA KAŞ GİBİ
GÖZÜMÜN NURU SİZ SEFA GELDİZ...

AŞIK SÜMMANİ

Sümmani'nin Gülperi Aşkı

mavi_g_l.gif

Narman İlçesinin kuzeyinde kale eteğine kurulmuş bir köy vardır. Bu köyün adı Samikale'dir.Samikale'de Kasımoğullarından Hasan adında fakir ama namuslu bir adam yaşar. Evine ve işine bağlı olan Hasan çobanlıkla geçimini sağlamaktadır. Gözü kadar sevdiği oğlu Hüseyin'nide on bir yaşına geldiği zaman çoban yapar.
Hüseyin gün doğarken danalarını alır,gider.Genellikle danalarını otlattığı yer Ablaktaş tır.Köylüleri tarafından çok sevilen Hüseyin diğer çocuklardan oldukça farklıdır.Yaramazlık etmez durgun ve çekingendir. Tenha yerlerde dolaşmayı sever Aşıkların ve babasının anlatmış olduğu hikayelere büyük ilgi duyardı. Bir gün Şekerli düzünde hayvanlarını otlatırken bir derviş yanına gelip ondan ekmek ister. Köylerinde nerede misafir olabileceğini sorar Hüseyin iki ekmeğinden birini dervişe verir. Derviş Hüseyin'in bu cömertliği karşısında ona bir dua öğretir. Bu duayı kırk gün okumasını ve kırk günün sonunda muradına ereceğini bildirir.
Günlerden bir gün Ablaktaş'ta danalarını otlatırken bir gaflet uykusu basar. Uykusunda üç derviş yanına gelir. Bunların başında kırk yeşil güvercin vardır.Yeşil yaprak üzerindeki üç harfi okumasını isterler. Hüseyin okuma yazma bilmemektedir.Dervişler Hüseyin'e abdest aldırıp iki rekat namaz kıldırdıktan sonra yeşil yaprak üzerindeki harfleri okuturlar. Bu harfler Gülperi adının ilk orta ve son harfleri (G.P.İ) dir. Dervişlerden biri elindeki boş kadehi havaya kaldırır.İndirirken kadeh dolar ve kadehi Hüseyin'e uzatır.
- Oğul buna aşk dolusu derler. Sevdiğin kız aşkınadır.Kızın adı Gülperi'dir. Çinmaçin ülkesinde, Bedehsan Şehrinde Şah Abbas'ın kızıdır.
Hüseyin kadehi zorlukla içtikten sonra vücuduna bir ateş ve titreme gelir Öteki Devrişler'den biri Gülperi'nin Celal'ni gösterir.Gözünü kırpmadan ona bakmasını ister.Fakat Hüseyin Gülperi'nin güzelliğine gözünü kırpmadan bakamaz bunun üzerine devrişler;
- Sen bizim sözümüzü tutmadın.Ömür boyu cezanı çekeceksin
Sonra Gülperi yade aşk badesini uzatıp, Hüseyin'in Vilayet,kaza ve köyünün adını verirler. Bade'yi içtikten sonra kız kaybolur. Dervişler Hüseyin'i alarak uçsuz bucaksız diyarlardan gün ışığı görmeyen ormanlardan geçirerek Bedehşanda bir saray getirirler. Yeşil bir perde açılır. Gülperi görünür. Hüseyin kızın üzerine atılır, sonra kendini kaybeder. Bunun üzerine Devrişler;
-Oğul, aşk delilen şey bir çiledir.Bu çileyi çekmek her yiğidin karı değildir. Bu uğurda uğraşacaksın belki helak olacaksın sonrası belli olmaz
Dervişler Hüseyin'i sırt üstü yatırır. Yeşil perdeyi kapatırlar Hüseyin uyanınca kendini kar ter içerisinde bulur. Akşam olmuş danalar köye gelmiştir. Hüseyin uyanıp danalarını bulamayınca köyün yolunu tutar. Köyüne gelirken bir atın nal seslerini duyar atlı Hüseyin'in yanına gelip;
- Hüseyin korkma oğlum,sen ereceğine erdin Bundan sonra Senin adın SÜMMANİ'dir der.
Sümmani yavaş yavaş yürüyerek sabaha karşı ancak köye gelir. Üç ay sonra köy odasında sıra ile herkes türkü söylemektedir.Sıra Sümmani'ye gelince bazı kimseler onun çocuk olduğunu söyleyerek atlamak isterler. Sümmani ise sıranın kendisine gelmesini beklemektedir. Köylülerin teklifini kabul etmeyerek türkü söylemek istediğini dile getirir. Köylüler söyle bakalım deyince, Sümmani Söze başlar;

Uyandım gafletten oldum perişan
Bir nur doğdu alemler oldu ürüşan
Selam verdi geldi üç-beş dervişan
Lisanları bir hoş sedasın tek tek

Lisanları bir hoş eyler avazı
Onlarda mevcuttur ilm-ü el fazı
Dediler: Vaktidir kılak namazı
Aldılar abdestin edasın tek tek

Aldılar abdesti uyandım habran
Aslımız yapılmış hak ü turabtan
Üç harf okuttular yeşil yapraktan
Okudum harfini noktasın tek tek

Okudum harfini zihnim bu!andı
Yalelerim göz göz oldu sulandı
Baktım çar etrafa kadeh dolandı
Nuş ettim kırkların mahlesin tek tek

Nuş ettim badesin gördüm rengini
Tam on sekiz saat sürdüm cengini
Yar yüzünde saydım üç beş bengini
Halhalın altında hırdasın tek tek

Dediler: Sümmani gel etme meram
Adamı çürütür dert ile verem
Sen içün dünyada kavuşmak haram
Hüdam böyle salmış kalemin tek tek

Koşma bitince bütün köylüler şaşırır.Onun badeli Aşık olduğu anlaşılır. Fakat henüz saz çalmasını bilmemektedir. Gülperi onun bir an önce saz çalmasını öğrenmesini ister. Babası ile bir gün kalkıp önce Narman'a oradan da Erzurum'a gelirler. Burada Aşık Kahvehanelerine devam eder gözünü kulağını aşıklardan ayırmamaya çalışır. Sazın perdelerini ve tezene tutmasını öğrenir. Babasının aldığı sazı gece gündüz demeden çalar. Kendini yetiştirir. Öyle bir olgunluğa erişir ki köyü kendisine dar gelmeye başlar. Başkaları ile boy ölçüşmek ,meydan edilmek isteğine kapılır. Bu dönemde Erzurum'un en ünlü şairi Erbabi'dir. Sümmani onunla imtihan edilmek ister, Sümmani bir bağlama verir, Erbabi onu çözemez kahvede bulunanlar Erbabi'nin yenilmesini hazmedemeyerek Sümmani'nin babasını döverler. Aşık bundan sonra köyüne döner.
Her akşam köylüyü toplayıp saz çalar. Günler ayları aylar yılları kovalar. Öyle bir gün gelir ki Sümmani Gülperi'nin aşkına dayanamaz olur Köyünde duramaz sevdiğini aramaya karar verir. Babası ve köylüler onu Gülperi'nin aşkından vaz geçirmeye çalışırlar.Aslında kendiside kavuşamayacağını bilir. Fakat gönlüne söz geçiremeyerek şöyle der;

Yahsi güzel olsa,yaman denilmez
Münasipsiz atlas olsa giyilmez
Ham ağacın meyvesi yenilmez,
Mizac ehli isen yetişmek lazım

Sevdiğim bir güze kalem kaş ama
Edalı cilveli ser nakkaş ama
Güzelin sefası namı hoş ama
Evvelce uğrunda çalışmak lazım

Sümmani bu hali hali gördü rüyada
Ne bilsin dil ile elde ifade
O na erişilmez gider piyade
Binip aşık atına ulaşmak lazım

Babası oğlunun gitmesine engel olmaya çalışırsa da başaramaz. Şair ağlayarak köyünden ayrılır. Bu sırada duygularını şöyle dile getirir;

Ey efendim derdim kime söyliyem
Günden güne can figana düşüptür
Kalmışım hasrette ya ben nideyim
Gece gündüz el amana düşüptür

Kalksak bu yerlerden hicret eylesek
Yarana,ahbana minnet eylesek
Yari arzulasak niyet eylesek
İpti yolum Gürcistan'a düşüptür

Gürcistan'da kılsak kavl-i kararı
Günbegün artmakta ömrün zevali
Orda bulamazsam o şah maralı
Derim yolum Küfristan'a düşüptür

Türman'da güzel yok nidem vasfını
Gönül arar,orada bulmaz hasmını
Onlar derki biz bilmeyiz ismini
Senin yolun Nemruthan'a düşüptür

Badehşan dediğin camdır şişedir.
Çar etrafı ormanlıktır meşedir
Seksenbin mahalle dörtbin köşedir
Ben garibim yar ne yana düşüptür

Benim atam ile yarin anası
Yüreğimde yanar aşk pervanesi
Sağ sol ışık mahallesinde hanesi
Yar oturmuş köşk ayvana düşüptür

Sümmani ah çekip ağlama yare
Dolansan cihanı bulunmaz çare
Dedim ne tarihte kavuşsam yare
Yevm-i mahşer o divana düşüptür

Seher vaktinde köyünden çıkar Sümmani,öğle zamanı bir çeşmenin başına gelir Namazını kıldıktan sonra uykuya dalar. Rüyasında Gülperi'yi görür Gülperi'nin yetmiş iki bölük saçı omuzuna dökülmüş gerdanı ayı andırmakta. Sümmani'ye ümitsiz bakmaktadır. Sümmani uykudan uyanınca gözyaşlarını tutamaz. Akşama tanımadığı bir köyde misafir olur. Omuzunda sazını görenler köylerine aşığın geldiğini anlarlar. Köylüler etrafına toplanır.Nereden gelip nereye gittiğini sorarlar. Köylüler, boşu boşuna Sümmani'nin kendisini yorduğunu aşık şöyle cevap verir..

Dinleyin ağalar durun bacılar
Şu garip gönlüme güz gele korkam
Ne bilir sözünü ben divaneler
Gönül sinoruna yaz gele korkam

Aşıklar da güzelleri över
Sözün bilmez hatırına değerler
Darılırlar, gücenirler söverler
Bana sebep yare söz gele korkam

Acep nedir Sümmani'nin ilacı
Bu nasihat olsun sizlere bacı
Dedim ; Belki olam bağa bağbancı
Ben bağa girmeden güz gele korkam

O gece Sümmani orada misafir olur. Sabahleyin erkenden yola koyulur. Yavaş yavaş Türk topraklarından ayrılarak Kafkas sınırlarına yaklaşır. Kafkas şehirlerinden birinde gezerken yaşlı bir kadına rastlar. Sümmani'ye nereden gelip nereye gittiğini sorar. Sümmani kadının Türkçe konuşması karşısında şaşırır, şöyle geziye çıktığını söyler. Kadın Sümmani'yi evine çağırır.Aşık kabul etmek istemesede kadının ısrarına dayanamaz.Eve vardıklarında bir pişmanlık duyar. Evde kadının birkaç tane kızı bulunmaktadır. Kadın kızlardan hangisini beğendiğini sorar. Sümmani ise Anam bacım olsunlar hepsi güzel cevabını verir. Biraz sonra odaya bıçaklı iki genç girer. Sümmani'yi kesmek isterler. Sümmani evi terk etmek ister. Tam çıkacağı sırada her kız için bir altın talebinde bulunur. Sümmani parasının olmadığını söyleyince kızların saldırısına uğrar. Aşık canını zor kurtarır. Günlerce gittikten sonra bir mağara ile karşılaşır. Burası Ceylanların barınağıdır. Ceylan içeriye giren Sümmani'nin elini ayağını yalamaya başlar. Dışarıdaki fırtına nedeni ile Sümmani üç gün dışarı çıkamaz. Üç gün sonra Şair hangi yöne gideceğini şaşırır. Ceylan durumu sezip Sümmani'nin önüne düşerek ilerler. Birlikte bir köye yaklaşırlar. Sonra Ceylan geri döner. Sümmani bir gün o köyde konakladıktan sonra Kafkasya'dan ayrılarak İran'a ulaşır. Bir hancıya misafir olur. Hancı memleketine dönmesi için onu uyararır. Fakat Sümmani söz dinlemez. İran-Turan illerini dolaşır. Bedahşan'ı tanıyan, Gülperi'nin adına rastlayan bir Allah'ın kuluna rastlamaz. Bir Ağaca yaslanıp şöyle der;

Kime sual edem kimden öğrenem
Canana ulaşan yol kapısını
Cananım var iken ben kande gidem
Candadır gösterir hal kapısını

Bir dilber sevmişim göze görünmez
Bahçıvansız bağın gülü derilmez
Yağma yoktur sır şehrine girilmez
Girmek ister isen bul kapısını

Aşıklar maşuka boyun eğerler
Ahd ile sadakat gösterir erler
Bir gün olur gelir kapın döverler,
Eğer dövmüş isen el kapısını

Özün dur eyleme sahip kemalden
Rıza talebeyle Zülcelal'den
Kesbi ticaret et daim helalden
Uzatma harama el kapısını

Sümmani bi haber gezdiğin rahtan
Asla kurtulmadı ,hicrandan,ahtan
Her ne ister isen Allah'tan
Yanılıpta çalma kul kapısını

Gideceği Ülke Çinmaçin, İli Bedehşan, sevgilisi Gülperi'dir. Ama bunları Aşığa kim gösterecek yolu kim tarif edecek köyden köye handan hana sazı elinde dolaşan Sümmani bir derenin kenarında akşam eder. Etrafına bakınca bir kale görür. Orada sabahlamayı düşünür. Kale kapısından içeriye adımını atınca ateş kızıllığında beş kulaç boyunda kalın bir yılan görür. Yılanın gözlerini Sümmani'ye çevirmesi sonucu Sümmani kendisini kaybeder. Sabah bakar bir derenin kenarında aşağı nasıl indi kim indirdi bir türlü akıl erdiremez,yürümek ister fakat dizlerinde derman kalmamıştır. Zorla yola koyulur. Bir köye gelir. Başına geçenleri tek tek analatır. Köylüler Sümmani'nin canını nasıl kurtardığına şaşarlar. Mevsim artık sonbahar olmuştur. Dağlara tepelere karlar serpilmektedir. Köylüler, Sümmani' nin kışı köylerinde geçirmesini teklif ederler. Sümmani kabul eder. Köylü aşıktan çok memnundur. Aşıkta köyde rahat eder. Yere cemre düşer karlar ,buzlar erimeye başlar,karların suları ovaları kaplar. Böyle bir havada Sümmani köyden ayrılır. Her taraf şenlenmiş yalnız onun gönlü viranedir. Zaman zaman Allah'a seslenerek Tanrım benim çilem daha bitmedi mi ? Çektiklerime çektireceklerine razıyım,yeterki Gülperi'nin cemali'ni bir defa olsun göreyim. Günler geçtikçe takati tükenir yorgunluğu artar .Buna gönül hastalığıda eklenir. Bir handa kalmaktadır. Ne ilaç nede bir bakanı vardır. Hancının yardımı ile hastalıklarından kurtulur. Geri dönmeye karar verir. Fakat Gülperi'den vaz geçmemeiştir. Kendine iyi bakıp belli bir zaman sonra sonra Badehşan'a yeniden gitmeye karar verir. Bu psiloloji içerisinde şöyle söyler.
Arz-ı maksuduma ,güşü ahıma
Nöbet geldi, varmadan mı gideyim
Yüzler sürüp ayağın toprağına
Derde Şifa sormadan mı gideyim

Ben o yari sevdim o ettikçe naz
Kaç yıldır bu yolda eyledim niyaz
Bilmem ara yerde nedir İtiraz
Ya ben anı görmeden mi gideyim

Sümmani der gül'e baknak ne müşkül
Gonca açar gelir konar bir bülbül
Filiz verdi baş kaldırdı o sümbül
Geldi hazan dermeden mi gideyim

Hint ,Afgan topraklarını geçip İran'a gelir. İran'ın rastıklı,sürmeli,top zülüflü güzelleri ona Gülperi'yi hatırlatır.Yolda bir grup kadının eğlendiğini fark eder,Gülizar adında birine koşma söyler. Sınırdan içeriye girince yurdunun güzel kokuları onu canlandırır.Nihayet Narman'a gelir,oradan köyüne geçer.Eşi dostuyla kucaklaşır yalnız olamadığını anlar. Allah'tan Gülperi'yi bulmak için yardım ister. Onu görenler çok sevinir,başında geçenleri anlatmasını isterler. O da olanları şu koşma ile dile getirir.

Diyelim ki benim halim nic' oldu.
Kulak verin sözlerine,ey ihvan
Dostlarım,ey candan aziz dostlarım
Bilmiş olun ki eftalim nic oldu.

Halimi aduya etmeyin izhar
Yaranlar gönlümde dert var keder var
Yatkı derunumu ol ahu nigar
Görün şimdi benim halim nic olur

Sümmani der,sağ kalmadı yareler
Fakat onu bir kat daha paraler
Yol vermedi geçem,dağlar dereler
Dostlar benim lebi halim nic olur

Günlerden bir gün Pirini rüyasında görür. Piri ona Kırım'a bir geziye çıkmasını söyler,Sümmani yanına Sofusunu alıp Kırım yolculuğuna çıkar. Kırım'a varıca ekmek almak için bir fırına gider.Orada İspirli Muharrem Usta ile karşılaşır. Muharrem usta onun badeli aşık olup olmadığını anlamak için bir saraya götürür. Bu saraya günahkarlar girememektedir. Sümmani eğer bedeli aşık ise saraya girecektir. Ahmet Onbaşı ve Muharrem Usta Saraya girmeye cesaret edemezler. Han sarayında gördüklerini şöyle anlatır.


Han Sarayı bezemişler ne güzel nakkaş ile
Gören gözler hün olurlar dolar yemiş yaz ile
Limon portakal,karpuzu ol elmas traş ile
Yemeden terk-i can etmiş Sultanı Han Sarayın

Vardım pay-ı taht yerien doldu gönlüm sefa ile
Şah ol mevki terk etmiş görki nice bele ile
Seyrimize Sebep İspirli Muharrem Usta ile
Sümmani'den eser kaldı destanı han sarayın.

Sümmani kışı Kırım da geçirir. Yaz gelince Muharrem usta ile vedalaşır. Narman'a oradan da köyüne döner.Artık Şair hareket kabiliyetini yavaş yavaş kaybederek duraklama dönemine girmektedir.
11 yaşından itibaren söylediği şiirler'le Narman,Erzurum çevresinde büyük ün yapar. Devrin büyük şairlerinden Erbabi yi mat eder.
Aşığın köyünde belli bir işi yoktur.Serde fakirlik vardır. Ticaret'e atılıp para kazanmak ister.Fakat sermayesi yoktur. Erzurum'daki bacanağının yanına gider,düşüncelerini ona açıklar.Yetmiş beş lira borç alır. Büyük ve küçük baş hayvan almak için Göle ve Ardahan'a yönelir. Malları alıp geri döner,Bulaşıcı hastalık yüzünden Oltu'ya gelinceye kadar bütün hayvanları ölür. Sümmani hayvan derilerini Narman'a getirir satar Hayli Zarar'a girer,Komşuları borcunu ödeyebilmesi için aralarında para toplayıp vermek isterler,Fakat Sümmani yardımı kabul etmez,Kendi kendine borç parayı kazanacağına dair söz verir. Gurbetin yolunu tutar. Horasan'ın Kötek köyünde misafir olur.Misafir olduğu arkadaşına derdini anlatır.Arkadaşı bu parayı karşılayacağını söyler.



mumlar.gif

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !